Neden kırar insan bir diğerini. Kırmak kolaydır da ondan. Kırınca bütün sorumluluklarından kurtulursun.
Artık zaman ayırman, sıkıntılarını paylaşman gerekmez. Zorlu yaşam yolculuğunda tutunacağı bir dal değilsindir bundan sonra. Neden kırar insan bir diğerini. Kırmak kendini haklı çıkarır da ondan. Arkanı dönüp gönül huzuruyla o bunu hak etti dersin.
ZATEN ÇOKTAN BERİ CANIMI SIKIYORDU. Bardağı taşıran son damlaydı dersin. Arkanı dönüp gidersin.
Oysa sevmek, önemsemek öyle midir? Ne çok yorar insanı. Artık iki kişilik düşünürsün. Kim bilir hangi sebepten öyle davrandı der binbir bahane bulursun onun adına.
Bir taraftan da kendini ikna edersin aslında olup biteni birazda hak ettiğine dair.
Sevmek iki kişilik düşlemektir. Kırmak kırılmaksa tek kişilik. Kendini düşünür hiç hak etmediğine karar verir karşındakine kinleniverirsin. Ve kin kırmanın uyuduğu mağaradır. Derinden uyanır öfke ve kırar karşısındakini. Hiç düşünmeden.
Bir kere düşününce fark edecektir karşısındakinin de tıpkı kendi gibi korkuları, acıları yalnızlıkları olduğunu. Tıpkı kendi gibi ağlayıp güldüğünü. Mesela acıkınca onunda başının döndüğünü, kâbuslar görüp ter içinde uyandığını annesini çok sevip babasından ölümüne korktuğunu. Bir an hatırlasak bunları kırarken o kadar pervasız olur muyduk dersiniz.
Neden kırar insan bir diğerini… Hangi sebeptir bir kalp kırmayı haklı çıkaran. Düşünce farklılıkları mı. Yaşam tarzındaki ince ayrım farkları mı? Eve geç gelmek ya da geç uyumak mı? Ya da ne bileyim hoşumuza gitmeyen bir sözcük mü? Bir kitap içeriği ya da bir konunun ana fikri mi…
Neden kırar, insan bir diğerini. Gece yatağa uyanıp gözlerimizi kapadığımızda sabah uyanacağımızın garantisi var mıdır sizce. Ve en son kırdığımız insanı görmeme ihtimalimiz ne kadar yüksektir hiç düşündünüz mü?
Hangi sebep iki damla gözyaşından daha önemlidir. Hayat iki damla gözyaşı kadar kısayken.
Bırakalım herkes farklı düşünsün farklı yaşasın. Biz duruşumuzu belirleyip kalbimizde merhamet çoğaltalım.
Neden kırar bir insan diğerini. Böylesine ortakken acılarımız.
Kalp kırmak suya yazı yazmaya benzer, kalbi yeniden kazanmaksa gece güneşin doğmasına..
Sen suya yazı yazmasını başardın, şimdi otur da güneşin doğmasını bekle..!
Ne kalp kırıp suya yazı yazmaya çalışalım, nede kırdığımız kalbi kazanacağız diye gece güneşin doğmasını bekleyelim. (Gerçi ne kadar beklesek te gece güneş doğmaz.)
Bilmelisin ki … Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki … Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki … Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki … Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki … Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Bilmelisin ki … İki kişi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Görmedin mi, nasıl etti Rabbın Fil sahiplerine? Fendlerini, tedbirlerini (kötü düşüncelerini) bozup büsbütün perişan kılmadı mı? Üzerlerine sert taşlarla atış eden, sürü sürü kuşlar saldı da, hemen onları bir yenik hasıl (güve yiyip tanesiz kalmış ekin yaprağı, saman) gibi kılıverdi.
AŞIKLAR
UNUTMAYIN
BEŞ ŞEY VAR Kİ KARARAN KALPLERİN İLACIDIR:
_Salih kimselerin sohbetinde bulunmak.
_Manasını düşünerek kur'an-ı kerim okumak.
_Az yiyerek miydeyi boş tutmak.
_Gece kalkıp namaz kılmak.
_sabah vaktinde tazarruda bulunmak, gecenin sonuna doğru ağlayarak niyazda bulunmak.
ALLAHÜ TEÂLÂYI SEVMEK
Allahü teâlâyı sevmenin alameti, Kur'an-ı kerimi sevmektir. Kur'an-ı kerimi sevmenin alameti Peygamberi sevmektir. Peygamberi sevmenin alameti, sünnete uymaktır. Sünnete uymanın alameti, ahireti sevmektir.
Ahireti sevmenin alameti, dünya sevgisini kalbden çıkarmak, dünyaya buğzetmektir. Dünyaya buğzetmenin alameti de, kendisini ahirete götürecek kadar mal ile yetinmek ve ahirete hazırlanmaktır.
EY İNANANLAR!
Muhakkak ki Allah, adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor (en-Nahl, 16/90)